• çocuklukta sevilmeyip sonradan sevilen şeyler

    36.
    balık
    enginar
    ciğer
    brokoli
    kapuska
    bulgur pilavı
    sütlaç

    haberler, türk sanat müziği, felsefe ve matematik.
    10 ... fikrimin ince gulu
  • arıların masalı

    1.
    the fabl of the bees.

    1714 yılında hollandalı düşünür bernard de mandeville tarafından yaşadığı toplumu eleştirmek için yazılan eser.

    masala göre;

    Arı kovanın içinde bir devlet düşünün herkes birbiriyle rekabet halinde hırs, kıskançlık, mücadele ve bencillikle daha fazla üreterek zenginleşiyorlar ve hiçbir kovanın sahip olamadığı kadar bala sahip oluyorlar. Hal böyle olunca ülkenin refahı artıyor, bilim ve sanatta önemli adımlar atılıyor ve bu sürekli gelişim devam ediyor. iyi beslenen arılar iyi savaşçılar yetiştiriyor ve güvenliklerini rahatça sağlıyorlar. zamanla kovan, düşman arıların korktuğu dostlarınınsa imrendiği bir kovan haline geliyor.

    fakat kovandaki refah ve zenginliğin artmasıyla sosyal yaşam farklı bir boyuta geçmeye başlar. Yaşlı arılar, ahlaksızlığın giderek arttığından, hırsızlık, rüşvet ve adaletsizliğin artık toplumu ele geçirdiğinden şikayet etmeye başlıyorlar. onlara göre, toplumun tüm kurum ve kişileri yolsuz ve başına buyruk hareket etmeye başlamıştır. genç aç gözlü arıları her şeyi ele geçirmeye çalışır ve toplumun huzurunu bozarlar. pek haksız da sayılmayan yaşlı arılara göre bu ahlaksızlığın bir çoğu politikacı, polis, asker hakim arıların bizzat kendilerince yapılmaktadır.

    yaşlı arılar bu durumdan rahatsız olmaya başlar ve tanrıya yakarırlar; neden bu kadar kötülük var, arılar neden yalancı, kendi işini düzgün yapan arılar neden yok? diye dua ederler; "Arıların yüce Tanrısı bizi ve kovanımızı tüm bu hırslardan, ahlaksızlıktan ve kötülüklerden uzak tut hepimizi iyi ahlaklı bir toplum yap."

    tanrılar bu sıradan arıların yakarışlarını duyunca çok sinirlenir çünkü yolsuzluklar olmasına karşın, bu kovan dünyadaki en zengin ve güçlü kovandır. bu yüzden onları cezalandırmaya karar verirler. nasıl mı? istediklerini vererek... Jüpiter arılara kızsa da dualarını kabul eder.

    Ve kovandaki bütün arılar iyi ahlaklı güzel huylu olur. artık Hiç bir arının malda mülkte gözü yoktur. iktidarda olmanın hiç bir anlamı yoktur. Kovan huzurla dolmuştur. hırs, rekabet ve kıskançlık olmazken herkesin mutlu olduğu düşünülmüştür. Askere de ihtiyaç duymazlar çünkü herkes dosttur. Bu durumu fark eden başka kovandaki arılar hemen bu kovana saldırırlar. Dostlarını karşıladığını sanan arılarımızı gelen düşman arılar öldürür ve kovanı işgal ederler. ve sonuçta Geriye üç beş tane erdemli yaşamaya devam eden arı kalır.

    Mandeville ve masalına göre '' insan doğuştan bencildir ve bu bencillik hem doğal hem de erdemli bir şeydir. Ona göre dürüstlük veya iyilik gibi nitelikler toplumu ileriye götürmemekte hatta gerilemesine sebep olmaktadır. ve hatta toplumsal gelişmemizin kaynağı kişisel ahlaksızlıklarımızdır. mutluluk, erdemsiz olmaya bağlıdır. Kişiyi mutlu kılan bencilliğidir.”

    peki gerçekten kişisel ahlaksızlıklarımız ve kötülüklerimizi birleştirerek iyilikler üretebilir miyiz?

    Bencilliklerimizin, kıskançlıklarımızın ne kadarı topluma yararlı olabilir?

    Bize günah işleme özgürlüğü veren bu masalın ne kadarı gerçek, ne kadarı yalan?

    Liberalizme atıf yapan bu masalda ahlak aramak mantıklı mı?
    10 -2 ... fikrimin ince gulu
  • yazarların şuan okuduğu kitaplar

    30.
    yazarların şuan okuduğu kitaplar

    "insan, üç beş damla kan ve binbir endişe."
    14 -2 ... fikrimin ince gulu
  • bir başkadır dizisi

    4.
    Bugüne kadar izlediğim en şahane yerli dizi olmuş. izlediğim dizilerin hiç birine benzemiyor. Çok özgün ve orijinal bir şey hakkaten.

    Mutlaka Nuri bilge ceylan'ın parmağı olmalı bu dizide diye jenerikteki tüm isimleri tek tek okudum, yok.

    Öykü karayel sen ne müthiş bir oyuncu, ne tatlı bir kadınmişsın ya demekten kendimi alamadım. Tüm karakterler ve oyunculukları tek kelimeyle şahane. Hele o yeşilcam müzikleri eşliğindeki istanbul manzaraları...

    Berkun oya'ya helal olsun. Gurur duydum netflix gibi uluslararası bir platformda nihayet böyle bir yerli dizimiz olduğu için.

    Emeği geçen herkesin ellerine sağlık.
    9 -3 ... fikrimin ince gulu
  • alevi dedesi

    65.
    Böyle marx ile nietzsche karışımı bir görüntüleri var konuşmazlarsa.

    Hani bir de güzel konuşanına denk geldiyseniz, o bıyık ve sakal ile "tanrı öldü" dese inanırsın o derece...
    8 -3 ... fikrimin ince gulu
  • duvar yazıları

    449.
    duvar yazıları
    12 -3 ... fikrimin ince gulu
  • film önerileri

    438.
    (bkz: green book)
    9 ... fikrimin ince gulu
  • gecenin tablosu

    132.
    gecenin tablosu
    Kıvırcık saçlı küçük kız, jules cyrill cave
    13 -1 ... fikrimin ince gulu
  • iş hayatı

    214.
    insanların bu platformlarda her şeyi yapmak serbestmişçesine, her türlü bencil ve kötü niyetli davranışlarını sergileyebildikleri ve bu yüzden cehenneme çevirdikleri ortamlar maalesef artık.

    O kadar okumuş ve eğitimli insanın bir araya gelip, birbirlerini bu şekilde aşağılayıp, dedikodu yapıp, insanları birbirine düşürme çabasına inanamıyor insan. Erkeklerin bir çoğundaki sürekli bir kadın iş arkadaşlarına yürüme yahut çoğu kadının "herkes beni kıskanıyor" hezeyanlarına girmiyorum bile. Ergenliğe saplanıp kalmış narsistler ordusu adeta.

    Ve o kadar diplomaya, mastere, bir yığın eğitime rağmen, en çok da bu yüzden medenileşemiyoruz fikrimce. Çünkü unutmamak gerekir ki, sosyal anlamda insan ancak erdemli davranışları ve erdemli olma çabası ölçüsünde uygarlaşabilen bir canlı.
    9 ... fikrimin ince gulu
  • lisede tarih dersinden akılda kalanlar

    92.
    Baltalimanı antlaşması'ndan beri panslavizm ideolojisi güden rusya'nın bolşevik devrimi ile birden savaştan geri çekilerek, kurtuluş mücadelimizi destekler hale gelmesi ve itilaf devletlerinin gizli antlaşmalarını açık etmesi enteresan gelmişti.

    "Demekki düşman devletler, savaşan uluslar diye bir şey yok, ķötü siyasetçiler var." demiştim.

    Ama bu benim dönem ödevimdi, müfredat kitaplarında yazmıyordu tüm bunlar elbette.
    7 -1 ... fikrimin ince gulu
  • sonbahar

    750.
    sonbahar

    "Bulunduğum yerin mekanıyım ben."
    12 -2 ... fikrimin ince gulu
  • eva green

    309.
    eva green

    Çok güzel bir kadın olmamasına rağmen enteresan bir çekiciliği olan kadın. Geniş alın yapısı, burnu ve göz çukurlarıyla Hatta bazı fotoğraflarda neredeyse çirkin. Aynı kadın olduğuna inanamıyor insan. Bu da onu farklı ve özgün yapan şey.

    Uzak olmayan bir gelecekte Güzellik kavramı da aşağı yukarı böyle bir şeye dönüşecek öyle sanıyorum ki...
    9 -1 ... fikrimin ince gulu
  • cahil bir anneye sahip olmak

    48.
    Cahil bir anne, sevgisiz ve mutsuz bir anneden daha az zarar verir fikrimce bir çocuğa.
    15 ... fikrimin ince gulu
  • kokusu tadından güzel olan yiyecekler

    282.
    (bkz: vanilya)
    6 -1 ... fikrimin ince gulu
  • büyükbaba paradoksu

    4.
    büyükbaba paradoksu
    5 -1 ... fikrimin ince gulu
  • tina kunakey

    1.
    tina kunakey

    51 yaşındaki ünlü fransız aktör vincent cassell'in, manken 23 yaşındaki yeni eşi.

    Bu adamı ki; hala çok çekici bir adamdır kendisi, monica'ya yakıştıramayan insanlar vardı.
    6 -2 ... fikrimin ince gulu
  • sözsüz müzik önerileri

    853.
    palladio - karl jenkins

    https://youtu.be/Mqmbz8W1-tA
    8 ... fikrimin ince gulu
  • daniel day lewis

    93.
    Birbirinden o kadar farklı karakterler oluyor ki bazen; hani öylesine denk geldiğiniz biraz da eski bir filmse tanımak bir kaç dakikanızı alabiliyor. Yüzünde aşina olduğunuz tüm Jest ve mimikler kayboluyor, Karakterin içine gizleniyor resmen.

    Ben anlamam çok ama, iyi oyunculuk böyle bir şey olsa gerek.
    7 ... fikrimin ince gulu
  • gülşen den akp iktidarına zehir zemberek sözler

    7.
    Konuşun tabi, konuşmalısınız artık. Yeter susup oturduğunuz. siz sanat yapan, sanatçıyım diyen insanlarsınız.

    Siyasetçilerin gizlediği gerçeği topluma göstermektir sanatçıların en önemli görevi.
    9 -1 ... fikrimin ince gulu
  • kitap alıntıları

    4604.
    “Bir keresinde Kaygı (Cura) bir nehirden geçiyordu, bir kireç parçası gördü ve ona şekil vermeye başladı. Oluşturduğu şeye bakıp düşünürken Jüpiter geldi. Kaygı Jüpiter’den bu parçaya ruh vermesini istedi. Jüpiter memnuniyetle kabul edip kireç parçasına ruh verdi. Ardından Jüpiter parçaya kendi isminin verilmesini istedi. Kaygı ile Jüpiter arasında bu konuda bir tartışma başladı. Derken yeryüzü ayaklandı ve yaratığa kendi isminin verilmesi gerektiğini çünkü kendi parçasından yapılmış olduğunu söyledi. Üçü birden Satürn’den hakemlik yapmasını istediler. Satürn şu karara vardı: Jüpiter, sen ruhunu vermiş olduğun için yaratık öldüğünde ruhu senin olacak, sen yeryüzü, bedeni verdiğin için, bu şeyin bedenini sen alacaksın. Ama bu yaratığa ilk Kaygı biçim vermiş olduğundan, yaşadığı sürece bu yaratığa Kaygı sahip olacak. Ve aranızda isim konusunda bir anlaşmazlık olduğuna göre, gelin ona insan (homo) ismini verelim, çünkü topraktan (humus) yapılmıştır.”

    varlık ve zaman, m. heidegger
    12 ... fikrimin ince gulu
  • yeni şeyler getiriyorum